Ana sayfa Yaşam Boğaz’ın ‘sosyete çaycısı’

Boğaz’ın ‘sosyete çaycısı’

55
0

Müzisyenliği bırakarak boğazda çaycılığa adım atan 44 yaşındaki engelli Mustafa Ün, çevredeki esnaf ve vatandaşlar tarafından “sosyete çaycısı” olarak tanınıyor.

Boğazın en uğrak yerlerinden biri olan Sarıyer ilçesinin Kireçburnu semtinde bir motosikletin üzerine monte edilen çay ocağıyla vatandaşlara çay ve kahve servisi yapıyor Ün.

Uzun, örgülü, boncuklu saçları ve sıra dışı kişiliğiyle dikkati çeken Ün, bir bacağını kaybetmesinin ardından kendi şifasını çaycılıkta buldu.

Edebiyatın birçok şair ve yazarına konu olan tavşan kanı çayını kendisiyle sohbeti seven vatandaşlara büyük bir keyifle servis eden Ün, ara sıra eline aldığı mızıkasıyla da kısa kısa dinletiler sunuyor.

Mızıka sesinin dalga sesleriyle birleştiği anlarda ruhunun dinlendiğini belirten Mustafa Ün, çevredeki esnaf ve vatandaşların giyimi ve tarzından ötürü kendisine “sosyete çaycısı” olarak seslendiğini söylüyor.

Ün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 6 yıldır çaycılık yaptığını söyledi. Daha önce çeşitli kafe ve barlarda müzisyenlik yaptığını, kurumsal şirketlerde çalıştığını belirten Ün, “Hindistan’da tuk-tuk adı verilen mini yolcu yolcu aracı vardır. Onun Türkiye’de elektrikli olanını aldım. Arkasına çay kahve tezgahı yerleştirdim. Üzerine ‘Arayın gelelim’ yazdım. Kireçburnu’nda bu şekilde çay sattım. Aradılar çay götürdüm. Yaz kış çalıştım.” şeklinde konuştu.

“Amacım bir etkileşim yaratabilmek”

Vatandaşlardan çok güzel tepkiler aldığını belirten Ün, “6 ay kadar kapatmak zorunda kaldım. İnsanlar deli gibi beni aramışlar burada. ‘Nerede bu çaycı?’ diye. Açtıktan sonra baya gülücük oldu insanların yüzünde. Hiç çay içmeyen insanlar, yürüyüş yapan insanlar beni görünce tebessüm ettiler. ‘Sen buranın bir rengiydin’ diye söylediler. Aslında burada çay ve kahve veriyorum yaşamımı idame ettirmek için ancak illa çay satacağım diye bir şey yok. Daha ziyade amacım bir etkileşim yaratabilmek, sohbet edebilmek, felsefi bir boyutta konuşmak. İnsanların burada kendi dertlerini ve düşüncelerini paylaşmasını, birbirleriyle etkileşim içerisinde olmalarını istedim.” dedi.

 “Hindistan’daki tuk-tukları görünce çay fikri ortaya çıktı”

Sol bacağını uzun süre önce kaybettiğini anlatan Ün, “Onun verdiği bazı ızdıraplardan dolayı müzik ve Beyoğlu camiasından uzaklaştım. Bir son olmadığını da gördüm. Seyahatlere çıktım. Otostopla gezdim. Hindistan’daki tuk-tukları görünce çay fikri ortaya çıktı. Çayımı satayım, günlük yaşamımı idame ettireyim derdindeydim. Muhabbet etmek derdinde değildim. Sonradan haşır neşir oluyorsun. Müşterilerimle tartışmalarımız da kavgalarımız da küsmelerimiz de oldu. Aile gibi olduk.” diye konuştu. 

“Geçimimi çaydan sağlıyorum”

İki kez kalp krizi geçirerek rahatsızlık yaşadığını kaydeden Ün, şöyle devam etti:

“İnsanlarla uğraşmaktan, insanların da benimle uğraşmasından baya yoruldum. Hayatta 2 tür yalnızlık var. Bir ittirilen, diğeri tercih edilen yalnızlık. Ben tercih edilen yalnızlığı istiyorum. İstersem kalabalıklaşayım. Geçimimi çaydan sağlıyorum, yetiyor. Fazla yüküm, fazla bir mülküm yok. Eşyam yok. Teknolojiye ya da yaşama dair şunu alayım gibi bir hayalim yok. İkinci el kıyafet giyiyorum. Dolapdere bit pazarından giyiniyorum. O parayı olabildiğince kitaplara zaman ayırmak ya da seyahate gitmek için kullanıyorum. Tüketim toplumundan uzaklaştığın müddetçe her şey sana yetiyor.”

“Burada tanışıp evlenen insanlar oldu”

Sahil bandında birçok çaycı gibi sadece çay sattığını ancak müşteriler tarafından fazla rağbet görmesinin sebebin ‘samimiyet’ olduğunu vurgulayan Ün, “İnsanlar burayı kendi evi, mutfağı gibi görüyor. Müzik dinliyor. Dertleşebiliyor. Ortak bir şeyler üretebiliyorlar. Burada tanışıp evlenen insanlar da oldu. Yeni yeni çocuklar var. Yeni müşteriler diyorum ben onlara. Buranın tercih edilmesinin sebebi insanların sıcak bir şekilde kaynaşmasından. Kaybettiğimiz sohbet ve paylaşma havasını burada yakalıyorlar.” dedi.

“Müzik aletlerine bir küskünlüğüm var”

Müzisyenliği bırakarak çaycılığı tercih ettiğini, müzik aletlerine küstüğünü dile getiren Ün, “Herkese söylüyorum bunu. Çaycıyım diyorum. Müzik aletlerine küsüm yani. Bunun altında yatan çok neden var. Hem elimle alakalı hem de geçinemiyorsun müzikle. Yaşamını idame ettiremiyorsun. Müzikte sakinlik de yok. Burada kendini dinleyebiliyorsun. Çay diyorum, edebiyatlara konu olmuş.” şeklinde konuştu.

“İnsanların kafasında böyle bir çaycı yok”

Engelli bir çaycı olarak fiziki zorluklar çektiğini söyleyen Ün, şunları kaydetti:

“Çay dağıtırken güç gerekiyor. Çay isteyen insanlar ben götürmeden kendileri alıyorlardı. Sonra alıştılar, engelli kısmı görmediler. Sonra bir baktım 2 bardağı bir elimde taşıyabiliyor, tepsiyle çay dağıtabiliyorum. Bazen diyorum ki; ‘Gerçekten engelli miyim değil miyim?’ Unuttuğum anda sol yanıma bakıyorum; engelliymişim diyorum. Onunla yaşamaya alıştığım için bu işi yapabiliyorum. Kendimi asansörsüz, giriş katında oturan bir adam olarak görüyorum toprağa yakın olmak adına. Hayat felsefesi olarak doğaya entegre yaşamak istiyorum. Kimsenin bana bulaşmasını istemiyorum. Herkes bir şey söyledi. Tipimden, kimliğimden, engelimden dolayı. ‘Uyuşturucu satıyor, satanist’ dediler. Bu toplumda farklılık kabul edilmiyor. Çaycıyı arıyorlar; ben orada kitap okuyorum. Böyle bir çaycı formatı yok insanların kafasında.”



Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.