82. Venedik Film Festivali (La Mostra) bu akşam açılıyor: Dönemlerin sanatla buluştuğu yer…
Sinema tarihinin yükünü taşımak kolay değil ama gerekli. Yedinci sanat, bugün 130 yaşında. Venedik Film Festivali’nin ilki de tam 93 yıl önce düzenlenmiş. Mekân hep aynı: Lido Adası. O güzelim tarihi palas “Les Bains” dışında, büyük oteller bile oldukları gibi yerlerinde, makyaj tazelemişler sadece.
“La Grazia”
Geçmişin ağır ama ufuk açıcı yükü göz önüne alındığında özde sinefil bir festival yöneticisi için, dünle bugünü buluşturmak sorumluluğu kaçınılmaz oluveriyor. Onur ödüllerini belirlemek, bu bağlamda giderek önem kazanan ve Altın Aslan adaylarını seçmekten bile daha zor bir görev galiba… Bu akşam, İtalyan sinemasının özgün yaratıcı yönetmenlerinden Paolo Sorrentino’nun (1970), “La Grazia” adlı filmiyle açılacak 82’nci Venedik Film Festivali’nin iki onur konuğu var: 1990’ların başından bu yana kameralar önüne çıkmaktan vazgeçen efsanevi Hollywood yıldızı Kim Novak (1933) ile yaratıcı Alman sinemasının çılgın adı Werner Herzog (1942).
Herzog, ödülünü bu akşam sahnede, Francis Ford Coppola’nın (1939) elinden alacak. Kim Novak ise önümüzdeki günlerde gelecek.
“Origin”
TEMA: YAPAY ZEKÂ
Ayrıca, resmi açılış töreninden bir gün önce yapılan gelenekselleşmiş “ön açılış” gecesinde de ilk kez iki film birden gösteriliyor: İlk sırada, tanınmış Fransız fotoğrafçı ve yönetmen, çevreseverliğiyle de bilinen Yann ArthusB-ertrand’ın (1946), otuz dakikalık “Origin” adlı filmi dünya prömiyerini yapıyor. “Human”(2015) ve “Woman” (2019) adlı çalışmaları da festivalde gösterilen ArthusBertrand, Venedik Bienali tarafından düzenlenen ve 23 Kasım’a kadar VenedikArsenale’de ziyarete açık olan, kısaca Venedik Mimarlık Bienali olarak da adlandırılan “Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi” (Biennale Architettura) için hazırladığı kısa tanıtım filminin uzun versiyonu olan “Origin”in gösterimine katılarak izleyicilerle söyleşiyor. Mimarlık Bienali’nin söz konusu bölümünün teması, alabildiğine güncel, hassas ve karmaşık, bir o kadar da doğurgan: “Yapay zekâ, doğal zekâ ve kolektif zekâ”.
BİLİNÇLİ SORUMLULUK
Akşam yemeği molası ardından sunulan ikinci ön açılış filmi, sinema tarihinin en güzel sayfalarından biri: Viyana doğumlu, Yahudi kökenli, sessiz sinemanın Hollywoodlu ustası, Fransa’da da çalışıp yaşamış ve yaşamını yitiren Alman yönetmen Erich von Stroheim’ın (1885-1957) başyapıtlarından “Queen Kelly’nin (1929) yenilenmiş pırıl pırıl kopyası. Geçmişle günümüzü buluşturan bu çift ön açılış, yukarıda altını çizdiğimiz bilinçli sorumluluğun güzel bir yansıması olarak da dikkatleri çekiyor.
Şimdi önümüzde 21 Altın Aslan adayı var. Cinsel taciz suçlamalarıyla polemiklere konu olan Yunan kökenli Amerikalı yönetmen ve yapımcı Alexandre Payne (1961) başkanlığındaki ana jürinin üyeleri arasında, Fransız Stéphane Brizé, İtalyan Maura Delpero, Romanyalı Cristian Mungiu ve İranlı Mohammad Rasoulof gibi yönetmenler yanında, Brezilyalı oyuncu ve senaryo yazarı Fernanda Torres’i de görünce 6 Eylül akşamı, katıksız yaratıcı sinemasının ön plana çıkacağını rahatlıkla öngörebiliyoruz. Her ne kadar, sanat söz konusu olduğunda jürileri pek sevmesek de!…
“E la nave va” (Ve gemi gidiyor).