Artıları ve eksileriyle Çelik Kubbe: ‘Hava savunmamız yetersiz, işin henüz başındayız’

Artıları ve eksileriyle Çelik Kubbe: ‘Hava savunmamız yetersiz, işin henüz başındayız’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün, Türkiye’nin hava savunma sistemlerini tek bir bünyede toplayacak Çelik Kubbe’nin ilk teslimat törenine katıldı. İsrail’in ‘Demir Kubbe’sini andıran bu sisteme neden ihtiyaç duyulduğunu, sistemin hangi aşamada olduğunu, artılarını ve eksilerini savunma analisti Kozan Erkan, Cumhuriyet’e anlattı. Erkan, “Hava savunma sistemlerimiz yeterli değil. Çelik Kubbe ise henüz ilk aşamada” dedi.

Hava savunma sistemlerini birbirine entegre tek bir şemsiyede toplamayı amaçlayan, ‘sistemlerin sistemi’ denen Çelik Kubbe’nin ilk unsurları, ASELSAN tarafından önceki gün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) teslim edildi. 460 milyon dolarlık teslimatla 47 adet hava savunma, radar ve elektronik harp sistemi TSK envanterine girdi.

‘ANTİ-BALİSTİK SİSTEMİMİZ YOK’

Peki Türkiye bu sisteme neden ihtiyaç duydu? Savunma analisti Kozan Erkan, Türkiye’nin hava savunmasında zafiyet yaşadığını, özellikle İran ve İsrail’den gelebilecek balistik füzelere karşı koyma kabiliyetinin olmadığını ifade etti. Çelik Kubbe’nin çok kompleks bir sistem olduğunu söyleyen Erkan, “Bu, güzel bir şey. Çünkü tek başına çalışan S-400’ün Rusya’da hiçbir işe yaramadığını gördük. Bu durumda, hele ki böyle büyük bir coğrafyada, birbiriyle konuşabilen, başka bir radardan aldığı veriyi kendisi işleyip füzelere komut verebilen, dağınık bir sisteme ihtiyacımız vardı” dedi. Erkan, kamuoyunda dile getirilen, “İsrail Türkiye’ye saldırabilir, bu yüzden Çelik Kubbe inşa ediliyor” endişelerine ise katılmadığını söyledi.

DEMİR KUBBE-ÇELİK KUBBE KARŞILAŞTIRMASI

İsrail’in hava saldırılarına karşı geliştirdiği Demir Kubbe ile Türkiye’nin Çelik Kubbe’si arasında yapılan kıyasları değerlendiren Erkan, “İsrail, dikdörtgen şeklinde bir ülke ve tehditlerin nereden geldiği çok belli. İran’dan geliyor tehditler, İran, menzili gereği zaten doğudan füze gönderiyor. Onun dışında Lübnan’dan geliyor, kuzeyden. Dört bataryayla bütün bölgelerini koruyabiliyorlar” sözlerini kullandı. Erkan, Türkiye’nin İsrail’den çok daha büyük bir yüzölçümüne sahip olduğunu anımsattı ve “Ne İsrail ne Türkiye bu sistemlerle topraklarının her bir santimetrekaresini korumayı amaçlıyor. Böyle bir hedefleri ve kapasiteleri yok. Bu sistemler daha çok stratejik bölgeler için ortaya konuyor” dedi.

‘İŞİN BAŞINDAYIZ’

Türkiye’nin Çelik Kubbe projesinin henüz başında olduğunu belirten Erkan, “Daha ortada biten bir batarya var, o da deneme bataryası. Bu, füzeleri ateşleyip öğrenme işine yarayacak. Düzeltme ve iyileştirme yapacak. Üretim olarak baktığımızda da işin başındayız. Daha bir batarya için denenecek füzeler bile tam olarak bitmedi” değerlendirmesini yaptı. Erkan buna karşılık, sistemin uzun vadede iyi bir noktaya geleceğinin altını çizerek, “Bu sistemler normalde çok pahalı sistemler, biz yaptığımızda maliyeti daha uygun oluyor. Aynı zamanda çok teknolojik sistemler, bu teknolojiyi kazanmak için özellikle yazılım kısmı önem kazanmaya başladı. Bu yazılımı yapmak için eğittiğiniz insanlar size başka konularda faydalı olmaya başlıyor. Bir füzeyi bir cisme çok hızlı şekilde çarptırabilecek kadar iyi bir yazılım yapabilen ekibiniz olduktan sonra siz bunu bambaşka işlerde de kullanabiliyorsunuz. Uydu yazılımında da kullanabiliyorsunuz, yüksek hız gerektiren bütün işlerde kullanabiliyorsunuz” sözlerini kullandı.

Erkan böylece, teknolojik ilerlemenin sadece askeri alanda gerçekleşmediğini, bu kazanımın tıbbi teknolojiler ve diğer teknolojilerde de değerlendirilebildiğini söyledi.