Kapitalizmin kalbinde yükseliyor: Amerikan rüyası sosyalizm olabilir mi?

Kapitalizmin kalbinde yükseliyor: Amerikan rüyası sosyalizm olabilir mi?

New York’ta finans elitlerinin hüküm sürdüğü Wall Street’in hemen ötesinde bir sosyalist belediye başkanı, Seattle’da ise Amazon’un dijital imparatorluğunun gölgesinde bir diğeri seçimleri kazandı. Kapitalizmin simgesi olarak önem taşıyan bu iki şehirde yaşanan bu tablo, artık kimsenin görmezden gelemeyeceği bir dönüşümün habercisi mi?

Uzun yıllar boyunca Amerikan siyaseti, bireysel başarı miti ve serbest piyasa inancının üzerine inşa edildi. Ancak artan gelir eşitsizliği, yoksullaşan orta sınıf, sağlık krizleri ve fahiş kiralar, özellikle genç kuşaklarda bu miti her gün biraz daha aşındırıyor. Bugün, Wall Street’in yükselttiği değerlerle Amazon’un dayattığı çalışma kültürüne karşı tabandan yükselen bir karşı söylem de var: Dayanışma, adalet ve ortak yaşam ideali. Sosyalist adayların kazandığı belediyeler, hem yoksullaşmaya karşı bir tepkiyi hem de Demokrat Parti içinde statükocu çizgiye duyulan hoşnutsuzluğu görünür kılıyor.

New York Eyalet Meclisi’nin eski üyesi sol görüşlü siyasetçi Zohran Mamdani’nin, kentin 111. Belediye Başkanı seçilerek New York’un ilk Müslüman ve Güney Asya kökenli belediye başkanı olması; ardından Seattle’da kendini sosyalist olarak tanımlayan Katie Wilson’ın, görevdeki ılımlı Demokrat rakibini geride bırakarak ipi göğüslemesi bu hoşnutsuzluğun dışa vurumu. 34 yaşındaki Mamdani ile 43 yaşındaki Wilson’ı zafere taşıyan kampanyalar ve siyasal öncelikler arasındaki paralellikler dikkat çekici.

Katie Wilson

Her iki belediye başkanı da ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği, barınma krizinin ağırlaştığı iki şehirde yarışa girdi. Wilson’ın sendikası geçmiş yıllarda dar gelirliler için toplu taşımada indirim sağlamıştı. Aktivist kimliğiyle bilinen Wilson’ın Seattle banliyösünde asgari ücret artışı için yürüttüğü kampanya da zaferle sonuçlanmıştı.

Her iki isim de zenginlerden alınan vergilerin artırılması, kamusal kreş olanaklarının yaygınlaştırılması ve kent rantının adil paylaşımı gibi benzer vaatlerle seçmene seslendi. Bir çocuk annesi Wilson’ın, Mamdani ile benzer politika öncelikleri nedeniyle Seattle’da “Mama-dani” lakabını takanların da olduğu söyleniyor.

İki aday arasındaki en belirgin benzerliklerden biri ise, kampanyaları güçlü finans çevreleri tarafından desteklenen statükocu adayları mağlup etmeleri. Mamdani, rakibi eski New York Valisi Andrew Cuomo’yu, önce Demokrat Parti’nin Haziran ön seçiminde, ardından da bağımsız katıldığı genel seçimde geride bıraktı. Cuomo’nun finans ve emlak çevrelerinden aldığı destek, bütçe bakımından Mamdani’nin kampanyasını katbekat aşmıştı. Benzer bir tablo, kentin iş ve emlak çevrelerince desteklenen ılımlı Demokrat Bruce Harrell’a karşı yarışan Wilson’ın zaferinde de görüldü.

Ancak bu yükselişin bir de karşı cephesi var:

Cumhuriyetçilerin düşmanlığı ve swing eyaletlerin direnci

Her ne kadar New York ve Seattle gibi büyük, ilerici şehirlerde sosyalist adaylar kuvvetle karşılık bulsa da, ABD’nin siyasal coğrafyası yekpare değil. Ülkede seçimlerin kaderini belirleyen swing eyaletlerinde, sosyalist kimliğe ve demokrat sosyalist söyleme yönelik ciddi bir tereddüt, hatta yer yer bir tedirginlik mevcut.

Cumhuriyetçi seçmen nezdinde “sosyalizm” hala bir nevi “öcü”; “devletin aşırı genişlemesi”, “serbest piyasanın kısıtlanması” ve “Amerikan rüyasının tehdit altında olduğu” algısıyla bütünleşmiş durumda. Florida, Ohio, Iowa ve Wisconsin gibi eyaletlerde yapılan anketler, Cumhuriyetçilerin sosyalist adaylara son derece olumsuz baktığını ortaya koyuyor. Bu algı, parti üst yönetiminin söylemiyle de pekişiyor; “demokrat sosyalist” etiketi dahi çoğu seçmende Venezuela’dan Sovyetler’e kadar uzanan bir korku silsilesi yaratıyor.

Bu nedenle Bernie Sanders gibi sosyalist çizgideki figürler, ulusal ölçekte büyük bir heyecan yaratsalar da kimi zaman Cumhuriyetçilere kimi zaman Demokratlara oy veren swing (sallanan) eyaletlerde gerekli çoğunluğu bir türlü toparlayamadılar.

Bernie Sanders

Kısacası: Siyasi gözlemcilere göre New York ve Seattle’ın işaret ettiği değişim rüzgârı güçlü olsa da, ülke çapında iktidar alternatifi yaratmak için yeterli değil.

Cumhuriyetçilerin sert muhalefeti, Demokrat Parti içindeki ılımlı kanadın direnç noktaları ve swing eyalet seçmeninin ihtiyatlı tutumu birlikte düşünüldüğünde, bu yeni sol dalganın yolu hayli meşakkatli.

Peki Demokrat Parti, yükselen solu daha ne kadar görmezden gelecek? Yapılan araştırmaların çoğu, zenginlerden ve büyük şirketlerden alınacak vergilerin artırılmasına ve kamusal sağlık hizmetine verilen desteğin gitgide yükseldiğini gösteriyor. Mamdani’nin medya tarafından topa tutulan, kamuya ait manav önerisi sözgelimi, Amerikalıların yüzde 57’si tarafından destekleniyor. Dar gelirliler için kiraların dondurulması önerisine de Amerikalıların yüzde 65’i destek veriyor. Asgari ücretin 30 Dolara çıkarılması, nihayetinde toplu taşımanın tamamen ücretsiz olmasına destek de yüzde 50’nin üzerinde. Anketere göre, en zengin yüzde 1’lik kesimden alınan verginin artırılmasına destek yüzde 69, ankete katılanhların yüzde 52’si bu fikri “tamamen” desteklediklerini söylemiş.

Gallup’un araştırması da, Amerikalıların kapitalizme bakışının son yıllarda giderek olumsuzlaştığını ortaya koyuyor: 2021’de yüzde 60 olan olumlu bakış, bugün yüzde 54’e gerilemiş durumda. Sosyalizme bakış hâlâ negatif olsa da yüzde 39’luk destek oranı son yıllarda düşmedi; hatta genç seçmenlerde belirgin bir artış eğilimi var.

Gallup’tan kısa süre sonra yapılan başka bir çalışma, Demokrat seçmenlerin yarısından fazlasının Bernie Sanders ve Zohran Mamdani gibi sosyalist çizgideki adayları, Nancy Pelosi gibi parti içi statükoyu temsil eden isimlere tercih ettiğini gösteriyor.

Bu dalganın örgütsel dayanaklarından biri olan Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA), Mamdani’nin kampanyasına verdiği destekle, 2010’larda Alexandria Ocasio-Cortez’in çıkışıyla başlayan yükselişinin yeni bir safhasına geçmiş görünüyor. DSA’nın kent siyasetindeki bu yeni nüfuzu, sol kanadın şehir yönetimlerinde kalıcı bir yer edinme arayışını güçlendiriyor.

Wilson ve Mamdani’nin zaferleri, sosyal adalet ve kamucu ekonomi ekseninde yürütülen bir kampanyanın ABD’de de güçlü bir karşılığı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Mamdani’nin seçim gecesi, DSA üyesi Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in söylediği sözler aslında bu yeni dönemin özetiydi: “Ya bunu beraber yapacağız, ya da geride kalacaksınız.”

Evet solun işi ABD’de hiç kolay değil, öte yandan her şeye rağmen ABD’de, içinde “sosyalist” geçen cümlelerin giderek daha kolay kullanılması bile kulağa iyi geliyor.