11. Yargı Paketi’nde ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçunun hapis cezalarının süresinin arttırılması gündemde: Muhalefete yeni gözdağı

11. Yargı Paketi’nde ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçunun hapis cezalarının süresinin arttırılması gündemde: Muhalefete yeni gözdağı

11. Yargı Paketi kapsamında “İBB davası” kapsamında gündemden düşmeyen CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçunun ceza üst sınırlarının da arttırılması öngörülüyor. Düzenlemenin geçmesi durumunda “yasalar geriye işlemez” ilkesi kapsamında İBB davasını etkilemeyeceğini belirten Av. Doğan Erkan; “Ancak siyasal iktidarın muhalefetin hemen hemen her kesimine örgüt yaftası takarak soruşturma açtırdığı evrede bu ceza sürelerinin arttırılmasının muhaliflere gözdağı amacı taşıdığı açıktır” uyarısında bulundu.

11. Yargı Paketi olarak kamuoyunda adlandırılan 38 maddelik “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” AKP tarafından dün TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Teklife ilişkin Meclis’te açıklamalarda bulunan AKP Grup Başkanı Abdullah Güler; “Teklifte suç işlenmesinin önlenmesi, caydırıcılığın söylenmesi, dolandırıcılık ve trafik düzenini bozan eylemlerle daha etkin mücadele edilmesi, kişilerin trafikteki can ve mal güvenliklerinin sağlanması ile toplumsal huzurun güçlendirilmesi ve infaz sisteminde bazı düzenlemeler içeren teklifimizi hazırladık” dedi.

‘80-90 BİNE ULAŞABİLİR’

Teklifin ayrıntılarını paylaşan Güler; “Meskun mahalde silahla ateş etme cezasını arttırıyoruz. Taksirle yaralama suçunda ceza miktarlarını arttırmayı öngörüyoruz. Bölge Adliye Mahkemelerimizin bozma yetkisinin kapsamını genişletiyoruz. 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilme imkanı getiriyoruz” dedi.

“Kovid 19 düzenlemesi bir af değildir. Ne bir genel af ne de bir kısmi aftır. Koşullu salıverilme şartları içerisinde ilgili mahkumun kapalı infaz kurumundaki bir yıl denetimli serbestlik, kapalıdan açığa geçme düzenlemelerini içerir” diyen Güler; “Bizim sadece süre ile ilgili bir düzenlememiz var. Dolayısıyla koşullu salıverilme şartları hâlâ geçerlidir. İlk etapta bu kapsamda yaklaşık 54-55 bin civarında cezaevinde bulunan mahkumu ilgilendirdiğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki bir yıl boyunca bu sayı kademeli olarak mahkumiyeti kesinleştikçe sayı 80- 90 bine ulaşabilir” ifadelerini kullandı.

‘CEZAEVİNDE BULUNMA ŞARTI ARANMAYACAK’

Teklif kapsamında; “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda” yapılan düzenleme ile 31 Temmuz 2023 tarihli ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlülerde “cezaevinde bulunma şartı aranmaksızın” Kovid 19 kapsamında 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma veya denetimli serbestliğe ayrılma olanağından yararlanması sağlanacak.

KAFALARI KARIŞTIRAN MAHKEME DÜZENLEMESİ

Teklifteki bir diğer düzenleme ise “Türk Ceza Kanunu”nu (TCK) kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçlarının yargılamasının, ağır ceza mahkemesi görev alanından asliye ceza mahkemesinin görev alanına verilmesi oldu. Bu düzenlemenin gerekçesi ise adi dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık davalarındaki görev uyuşmazlıkların giderilmesi olarak gösterildi. Ancak yasaya göre; nitelikli dolandırıcılık suçları “3 yıldan 10 yıla kadar hapisle” cezalandırılması hükmolunurken, yargılama görevinin 7 yıl ve daha az hapis cezası gerektiren suçlara bakan asliye ceza mahkemelerinin verilmesi akıllarda soru işareti oluşturdu. Buna karşın bu kapsamda TCK’de bir düzenleme yapılmaması dikkat çekti.

DİKKAT ÇEKEN ‘SUÇ ÖRGÜTÜ’ DÜZENLEMESİ

Teklifle birlikte, son dönemde “İBB davası” kapsamında gündemden düşmeyen CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçunun ceza üst sınırlarının da arttırılması öngörülüyor. Düzenlemeye göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran veya yönetenlere verilen “4 yıldan 8 yıla” hapis cezası, “5 yıldan 10 yıla”, üye olanlara verilen üs sınır hapis cezasının da 4 yıldan 5 yıla yükseltilmesi teklif ediliyor.

Düzenlemenin geçmesi durumunda “yasalar geriye işlemez” ilkesi kapsamında İBB davasını etkilemeyeceğini belirten Av. Doğan Erkan; “‘Örgüt’ suçlamasının çok zorlama ve keyfi biçimde yapıldığı bir evrede, üzerine siyasal iktidarın muhalefetin hemen hemen her kesimine örgüt yaftası takarak soruşturma açtırdığını eklediğimizde, bu ceza sürelerinin arttırılmasının muhaliflere gözdağı amacı taşıdığı, keza muhalifler üzerinde sopa olarak kullanılacağı açıktır. AİHM ve AYM’nin pek çok kararı Türkiye’de örgüt ve örgüt uzamlı suçlamalarda öngörülebilirlik olmadığı yönündeyken, bunlara ilişkin düzeltmeler yapmayarak ceza sürelerinde arttırmaya gitmenin bahsettiğimiz amaca yöneldiği açıktır” dedi.