Ülkü Ocakları’nda İmralı ve süreç rahatsızlığı: Cumhuriyet o gençlere ulaştı sordu

Ülkü Ocakları’nda İmralı ve süreç rahatsızlığı: Cumhuriyet o gençlere ulaştı sordu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’deki 22 Ekim 2024 tarihli çağrısıyla ‘resmiyet’ kazanan ‘Çözüm Süreci’ AKP, MHP ve DEM Partili milletvekillerinin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’da kaldığı cezaevini ziyaret etmesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Sürece yönelik toplumun farklı kesimlerinden gelen eleştiriler ise güncelliğini koruyor. Özellikle MHP’ye oy veren milliyetçi yurttaşların bu konuda ne düşündüğü ise merak konusu.

Tablo bu şekilde netlik kazanırken 24 Kasım’da bir grup ülkücü ile sol görüşlü öğrenci arasında yaşanan gerginlikteki bir ayrıntı dikkat çekti. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin her fırsatta ‘en ciddi muhatap’ diye öne çıkardığı Abdullah Öcalan’a yönelik MHP’nin gençlik yapılanması Ülkü Ocaklarından küfürlü slogan atıldı. Bahçeli’nin gidilmesini hayati bulduğu İmralı’ya ve Öcalan’a yönelik “İmralı basılsın Apo asılsın’ sloganı atıldı.

Cumhuriyet söz konusu sloganı atan gençlere ulaştı. İsimlerini vermek istemeyen gençler ülkü ocakları üyesi. Gençler MHP’nin İmralı ve Öcalan’a yönelik tutumlarını eleştiriyor. Söz konusu tutumun ülkü ocaklarında ciddi biçimde sorgulandığının altını çizen gençler çarpıcı tespitlerde bulundu.

“TEPKİMİZİ GÖSTERDİK”

24 Kasım’da Ankara Üniversitesi’ndeki eylemde Öcalan’ aleyhine atılan sloganları sorduğumuz üniversite öğrencisi “Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi teşkilatındanım. Biz o gün kampüste kadın cinayetleri üzerinden terör seviciliği yapan ve bu yönde slogan atanlara tepkimizi gösterdik. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Teşkilatı da bize destek verdi.” dedi.

‘Terörsüz Türkiye’ ismiyle yürütülen süreci ve ülkü ocaklarında bir konuya ilişkin rahatsızlık olup olmadığını sorduğumuz üniversite öğrencisinin yanıtı ise şöyle oldu: Rahatsızlık yok diyemeyiz. Öcalan kurduğu PKK terör örgütü ile binlerce can almış bir teröristtir. PKK’ya silah bıraktırması bu gerçeği değiştirmiyor. Her ne kadar sayın genel başkanımız Devlet Bahçeli beyin iyi niyetli olduğunu, Türkiye’nin birlik ve beraberliği için adımlar attığını düşünsek de Apo’ya yönelik yaklaşımını kendi aramızda sorguluyoruz. Bizlerin Öcalan’a bakışında bir değişiklik yok. Olamaz da. Öcalan aleyhine sloganı da bilinçli olarak attık.

Aynı isim İmralı’ya ziyaret konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı: Heyet İmralı’ya gitmeden bu konuda da kendi aramızda tartışmalar oldu. Birçok dava arkadaşımız Öcalan’ın Türk Devleti’nin isteklerini yerine getirmekten çok Türk Devleti’ne istikamet çizdiği görüşünde.

“RAHATSIZLIK BAŞKA YERLERDE DE VAR”

Rahatsızlığı ülkü ocaklarının genelinde mi yoksa sadece Ankara Üniversitesi’nde mi olduğunu sorduğumu üniversite öğrencisi şöyle konuştu: Ankara’daki bütün üniversitelerde durum aynı. Ama hepsi medya ya da sosyal medyaya yansımıyor. Başka fakültelerdeki ülküdaşlarımızla da zaman zaman bir araya geliyoruz. Konu ister istemez Terörsüz Türkiye sürecine geliyor. Diğer okullardaki arkadaşlarımızın da rahatsız olduğunu, en azından kafalarının karışık olduğunu söyleyebilirim. Sadece Ankara ile de sınırlı değil. Memleketime gittiğimde de Ülkücüler arasında durumun yine aynı olduğunu görüyorum.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN DE TEPKİ

24 Kasım’da ülkücü öğrencilerin Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde yaptığı eylemde yer alan Gazi Üniversitesi öğrencisi bir gence de ulaştık. İsmini vermek istemeyen gence de süreci nasıl yorumladıklarına ilişkin sorularımızı yönelttik.

Konuya ilişkin yanıtı şöyle oldu:

Cebeci kampüsünde yaşananları duyduktan sonra teşkilat olarak arkadaşlarımıza destek verdik. Yalnız olmadıklarını göstermek istedik. Bize göre süreç adıyla uyumlu gitmiyor. Son aylarda üniversitelerdeki PKK’lıların ve onlara yakın gruplar güçlenmeye başladı. Bu da Terörsüz Türkiye sürecinden aldıkları cesaretle oldu. Bizim teşkilatımızda çoğu arkadaşımız Öcalan ile birlikteliği onaylamıyor. PKK’nın silah bıraktığına pek inanılmıyor. Tepki çok fazla. Bazı arkadaşlarımız sırf bu yüzden uzaklaşmaya başladı. Zafer Partisi ve İYİ Parti’ye sempati duymaya başlayanlar oldu. Gidip bu partilerin teşkilatlarına girmeseler de bakışları ılımlı hale geldi.

Söz konusu eleştirilerine yönelik MHP ya da Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde uyarı alıp almadıklarını sorduğumuzda ise şunları aktardı: Evet zaman zaman aldığımız oluyor. Ama bu okuldaki bölücülere tepki koymamızı engelleyecek şekilde olmuyor.

Sürecin nasıl gideceğini sorduğumuz gencin yanıtı ise şöyle oldu: Biz PKK’lılar ile barışmayız. Yukarıdaki büyüklerimizin Türkiye’nin yararına hareket ettiğine inanmak istiyoruz ama üniversitelerdeki bölücüler eskisinden farklı hareket etmiyor. Biz niye farklı hareket edelim? Üniversitelerde son dönemlerde yaşanan olayların artarak süreceğini düşünüyorum.

GAZETECİ ERGİN: MANİDAR BULUYORUM

Konunun arka planını yakından takip eden gazeteci yazar Fatih Ergin ise şu değerlendirmelerde bulundu: Lidere ya da liderin herhangi bir hamle veya söylemine en ufak itirazı açıktan yapmanın neredeyse peygamberi eleştirmekle bir tutulduğu ve düşüncenin havale edildiği bir iklime sahip olan bir MHP karşımızda dururken Ülkü Ocakları’na bağlı öğrencilerin yeni açılım sürecinde liderleri Bahçeli’nin tam tersi bir duruş sergilemesini son derece dikkate değer ve manidar buluyorum.

“Post modern çözüm süreci’ dediğim ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini Cumhur İttifakı’nın liderleri, özellikle de Devlet Bahçeli topluma ve kendi tabanına bir güvenlik ve beka süreci olarak sunuyor.” diyen Fatih Ergin sürecin MHP tabanına nasıl aktarıldığını şu sözlerle ifade etti: Burada niyet gayet açık. MHP ikna etmeye çabaladığı tabanını bu şekilde manipüle etmeye çalışıyor. Bu manipülasyonda tamamen başarısız olduklarını söyleyemem. Ancak üniversitelerdeki Ülkücü öğrencilerin son aylarda gösterdiği tepkiler söz konusu manipülasyona karşı bir direnci bizlere gösteriyor.

Gazeteci Fatih Ergin

BAHÇELİ SORGULANIYOR

Ergin, Bahçeli’nin uzun yıllar sonra kendi camiasında eleştirilmesini anımsatarak şunları söyledi:

Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında adeta bir ‘şeyh’ gibi her söylediğine, her yaptığına bir hikmet yüklenen, mutlaka bir bildiği olduğuna inanılan Devlet Bahçeli’nin uzun yıllar sonra ilk defa kendi camiasında hikmetinden sual olunuyor.

Öyle görünüyor ki, başından beri üslup ve usul sorunu yaşayan yeni çözüm süreci bu handikapla sürdüğü ve böylelikle de toplumun sinir uçlarına dokunmayı sürdürdüğü sürece genç ülkücülerin tepkilerine şahitlik etmeye devam edeceğiz.

SOĞUK SAVAŞ SONRASI…

Ergin sözlerini şu ifadelerle noktaladı:

Son olarak şunu ifade edeyim; ülkücülük Türkiye’de uzun süredir ana akım milliyetçilikti. Ancak MHP’nin AKP ile ittifak kurması ve iktidarın bu ittifaka rağmen cumhuriyetle olan kavgasını sürdürmesi milliyetçiliğin ülkücülükten ayrı yeni ve güçlü bir sosyolojik taban bulmasına yol açtı. Yani soğuk savaş öncesindeki seküler ve antiemperyalist milliyetçilik yeniden dirildi. Seküler ve antiemperyalist milliyetçilik Türk milliyetçiliğinin özüdür ve cumhuriyeti kuran da bu milliyetçilik anlayışıdır. Bugün artık ana akım milliyetçiliğin seküler milliyetçilik olduğunu, özellikle de yeni yetişen nesillerde seküler milliyetçiliğin iktidara karşı muhaliflik göstergesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısı ile Bahçeli’nin açılımına karşı çıkan Ülkücü gençler eğer baskılanma ile karşı karşıya kalırlarsa yaşadıkları duygusal ve ideolojik kırılmaların etkisi ile seküler milliyetçi cepheye geçiş yapmaları hiç de sürpriz olmaz.