Altın yatırımcıları dikkat: Fiyatlarda yeni yükseliş kapıda mı?

Altın yatırımcıları dikkat: Fiyatlarda yeni yükseliş kapıda mı?

Son dönemde altın fiyatlarındaki dalgalanma, Türkiye’de yurttaşların yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor. Türkiye, Hindistan ve Çin’den sonra dünyada altın talebinin en yüksek olduğu ülkelerden biri konumunda bulunuyor.

FİZİKİ ALTIN HÂLÂ GÜVENLİ LİMAN

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’a göre, yastık altındaki altın birikimi yaklaşık 500 milyar dolar civarında. Uzmanlar, ekonomiye olan güvensizlik ve kültürel değerler nedeniyle vatandaşların fiziki altına olan talebinin artarak devam edeceğini belirtiyor.

ALTININ KÜLTÜREL VE MADDİ ÖNEMİ

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, altının kısa vadeli bir yatırım aracı olmanın ötesinde uzun vadede güvenli bir tasarruf yöntemi olduğunu vurguluyor. Prof. Alçın, “Bir ayağı Ortadoğu’da olan bizim gibi ülkelerde altın, yeni doğan çocuklardan evlenen gençlere kadar hayatın pek çok alanında en kıymetli hediye olarak alınıp veriliyor. Maddi değerinin yanında kültürel bir değer de taşıyor” diye konuşuyor.

VERGİDEN MUAF OLMASININ ETKİSİ

Prof. Alçın, altın birikiminin vergiye tabi olmamasının talebi artıran bir unsur olduğunu ifade ediyor. Türkiye net altın ithalatçısı bir ülke olduğu için yurtiçindeki talep artışı, altın ithalatını da yükseltiyor ve döviz bağımlılığını artırıyor.

FİYAT DALGALANMALARI ALIM İŞTAHINI ARTIRIYOR

Türkiye’de gram altın, yılbaşındaki 3 bin TL seviyelerinden ekim ayında 5 bin 900 TL’ye yükselmiş, ardından kâr satışları ile 5 bin 500 TL civarında dengelenmiş durumda. Küresel piyasalarda altının ons fiyatı ise yıl içinde 4 bin 350 dolara kadar yükseldi ve bugünlerde 4 bin dolar civarında işlem görüyor. Bu sınırlı geri çekilme, bireysel yatırımcılar için yeni bir alım fırsatı olarak değerlendiriliyor.

MERKEZ BANKALARININ ALTIN TALEBİ ARTIYOR

Sadece bireysel yatırımcılar değil, küresel merkez bankalarının altın talebi de artıyor. ABD’de uygulanan gümrük tarifeleri, Çin ve Hindistan’daki jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler ile enflasyondaki yükseliş riskleri, altına olan talebi canlı tutuyor. Dünya Altın Konseyi’nin üçüncü çeyrek raporuna göre merkez bankaları, önceki çeyreğe göre yüzde 28 artışla 220 ton net altın alımı gerçekleştirdi. Bu dönemde en fazla alım Kazakistan (18 ton), Brezilya (15 ton) ve Türkiye (7 ton) tarafından yapıldı. 2025 genelinde merkez bankalarının altın talebinin 750-900 ton aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.

PARA SİSTEMİNE GÜVEN AZALDI

Ekonomist Dr. Cüneyt Akman, Türkiye’de altına olan talebin yüksek düzeyde seyretmeye devam edeceğini söylüyor. 2008 finansal krizi ve Kovid-19 pandemisi sonrası hem bireyler hem de merkez bankaları altın alımını artırdı. Dr. Akman, “Dünyadaki para sistemine olan güven her geçen gün zayıflıyor. Bu nedenle merkez bankaları, kurumsal yatırımcılar ve sıradan vatandaşlar elindekileri korumak için altın alıyor” diyor.

ALTIN ENFLASYONA KARŞI GÜVENCE

Türkiye’nin son 50 yıldır kronik enflasyon sorunuyla mücadele ettiğine dikkat çeken Dr. Akman, toplumda fiziki altının birikimlerin korunması için en büyük güvence olarak görüldüğünü ifade ediyor. “Türkiye bugün dünyada sürekli enflasyona sahip tek ülke konumunda. Bu yüzden halk altın sahibi olmayı, bilinç altında bitmeyen enflasyona karşı en büyük korunak olarak görüyor” diye ekliyor.

TÜRKİYE’NİN ALTIN REZERVİ DİKKAT ÇEKİYOR

QNB Finansbank ekonomistleri, Türkiye’de yastık altındaki altın miktarının 2025’in ilk 8 ayında 51 ton artarak 3 bin 100 tona ulaştığını, toplam altın stoğunun ise 4 bin 210 ton civarında olduğunu belirtiyor. Bu da yaklaşık 500 milyar dolarlık bir servete karşılık geliyor. Yastık altındaki altın stokunun büyük kısmı vatandaşlar tarafından ev ve kasalarda tutuluyor.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Türkiye’deki yastık altı altın stokunun 400-500 milyar dolar arasında olduğunu belirtti. Karahan, son bir yıldaki fiyat artışının altın varlıklarında 100 milyar doları aşan değer kazancı sağladığını ve bunun geçmişte yaşanan enflasyonist deneyimlerle bağlantılı olduğunu vurguladı.