Ayasofya’da yapılan restorasyon tepkilerinden sonra açıklama yapan Bakan Ersoy’a uzmanlardan sorular geldi: ‘Bilim kurulunda neden arkeolog yok?’

Ayasofya’da yapılan restorasyon tepkilerinden sonra açıklama yapan Bakan Ersoy’a uzmanlardan sorular geldi: ‘Bilim kurulunda neden arkeolog yok?’

Ayasofya’da devam eden restorasyon çalışmalarında içeri ağır tonajlı araçların sokulması uzmanların sert eleştirileriyle gündemdeki yerini koruyor.

Bilim kurulunda hiç arkeolog olmaması ise dikkat çekiyor. Uzman isimler gazetemize açıklamalarda bulunmaya devam ediyor. Haberlerin ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dan tartışmalara yanıt geldi. Bakan Ersoy, dün katıldığı ödül töreninde yaptığı açıklamada, Ayasofya’daki çalışmaların bilimsel bir seferberlik olduğunu vurgulayarak, restorasyonda özgün yapının titizlikle korunduğunu savundu. Ersoy gazetemizde yayımladığımız bilim kurulunu açıkladı.

Öte yandan tepkiler büyüyerek sürüyor. Nezih Başgelen ve mimar Serhat Şahin, Ersoy’un açıklamalarının ardından gazetemize konuştu. Öte yandan ressam Ahmet Güneştekin’in ise sosyal medyadaki paylaşımı dikkat çekti.

BAKANA SORUYORUZ!

Serhat Şahin

(Mimar/Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı)

Bakanımız tarafından yapılan basın açıklamasında kamuoyuna sunulan animasyondaki devasa çelik konstrüksiyonlu bu dört ayak sadece kubbe kasnağı kotunda hafif bir platform için yapılmış gibi gözüküyor.

Bu uygulama için bu kesitlerde yapılan devasa Çelik Konstrüksiyon sadece yüklenicinin kârı’na katkı veren bir uygulama gibi gözüküyor.

Bakanın şu açıklamalarını da anlayamadım. Şöyle ki;

Bakanımız “Deprem güçlendirme faaliyeti için ana kubbenin dış yüzeyindeki tüm kurşun kaplamalar kaldırılıp yeniliyoruz” diyor.

Bende soruyorum “O zaman ne değişiyor? Yani bu şekilde depreme karşı kubbe yükünü mü hafiflettiniz mi şimdi? Eski Kurşun kaplama çıkartılıyor yenisi aynı şekilde kaplanıyor. Bu da yüklenicinin uygulama kârı’na bir katkı olarak gözükmekte.

Yine Bakanımız “Aynı anda iç yüzeydeki mozaikler zarar görmesin diye kubbe üzerine çelik konstrüksiyon ve koruyucu brandadan geçici bir örtü sistemi yapılıyor. Bu örtü sistemi için 43.5 metre yüksekliğinde çelik platform sistemi inşaa ediliyor” diyorlar.

O zaman biz de şunu soralım: “Dış kubbe üzerindeki Çelik konstrüksiyon ve örtü branda içteki dört devasa çelik ayaklar ile nasıl bütünleştiriliyor? Animasyon tamamen farklı çünkü. Ki mümkün de değil elbette.

HESAPLAR YAPILDI MI?

Ayrıca kubbe üstündeki brandanın etkin hâkim rüzgarla oluşturacağı kuvvetin kubbe’ye karşı olan etki hesaplamaları yapıldı mı?

Bununla birlikte ayrıca kubbede tasarlanan kubbe genişliğinden daha büyük çelik konstrüksiyon uygulamasının oluşturacağı yükü (ki tarih içinde dört kere yıkılan bir kubbe bu) ekstra karşılayacak Sinan’ın boşluklu uçan payandalarına olan olası etkisi de düşünüldü mü? Bakanımız bu çok ciddi sorun karşısında da bir açıklama getirseymiş iyi olurmuş.

Bakanımız: “…. tüm bu stabil ve hareketli yükler için metrekare başına taşıma gücünü max. 25 ton olarak hesapladık. Bilim kurulu Ayasofya zeminine 30 ton yükü taşıyacak ve zemine baskı uygulamayacak bir plan hazırladı ve hayata geçirdi. Restorasyonda kullanılan tüm araçlar da bu hesaplamalara göre belirlendi.”

O zaman şunu sormanız gerekiyor. “Ayasofya zeminindeki 1500 yıllık özgün mermer kaplamalarının birçoğu bütüncül değil ve kırık halde ve hiçbirisi ilk yapıldığı yıllarda olduğu gibi binlerce yıllık kullanımdan dolayı bütüncül ve düz bir satıh oluşturmuyor artık. Bu vesileyle devasa Çelik konstrüksiyon kulelerin altındaki özgün bazı kırık mermerleri yerinden kaldırdığınızda tekrar monte ederken eski özgünlüğü sağlayabilecek misiniz? Kulelerin dışında kalan alanlarda devasa teleskopik vinçlerin özgül ve taşıdıkları yükle birlikte oluşturacakları hareketli yüklerin alt zemindeki özgün kırık mermerler üzerindeki etkisini ne şekilde hesapladınız?

BÜYÜK RİSK

Oluşturduğunuz 25 cm’lik izolasyonlu bir platform ile ne yaparsanız yapın büyük risk içine sokarsınız zemindeki mermerleri. Bunların ne kadar hassas hesaplamalarını yaparsanız yapın 1500 yılık kullanımdan dolayı bazıları kırık ve bütünleştirilmiş birbirinden tamamen farklı fiziko mekanik özelliklere sahip 15 cm kalınlığındaki mermer bloklara bütüncül yaklaşıp hepsini aynı mukavemet özelliklerine sahip olarak düşünüp biz hesaplamaları yaptık diyerek geçiştiremezsiniz. Bakanımız bir yıllık bir çalışma olarak belirttiği bu analiz raporlarını ve bu hesaplamalar sonucu oluşan raporların ilgili 4 Numara’lı Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylı gerekçeli kararını neden kamuoyu ile ayrıntılı olarak paylaşmadı. Bu da düşündürücü?

Her daim belirttiğim üzere kamuoyunda tepki çeken vahim sorunlar tamamıyla kurumların bakanlıklar, devlet kurumları ve yerel yönetimler) toplumla olan iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor.

SÜREÇ DAHA AZ ZARARLA İLERLEYEBİLİRDİ

Bakanımızın yapmış olduğu açıklama zamanında tüm görsel ve yazılı basın davet edilerek hesaplanan analiz raporlarıyla ve ilgili koruma kurul kararlarıyla şeffaf bir şekilde yapılsaydı belki oluşan bu krizler bilimsel temelli bir tartışma ortamına da olanak verip sürecin daha az zararla geçilmesine de şans verebilirdi.

Bilim kurulu üyelerinin “Ayasofya içinde oluşturulan panolarda biz bunları gösterdik” diyerek basit şekilde geçiştirilecek bir konu da olmazdı evrensel değeri olan dünya mirası Ayasofya için…

Ama maalesef her uygulama öncesi kamuoyuna belirttiğim şekilde bir açıklama yapmadan ilerleniyor her daim.

Evrensel değere sahip simgesel ve anıtsal yapılarımız hiç mi hiç hak etmiyor bu şekildeki bir iletişim mühendisliğini.

“İlk yapılan yanlışa kaza,

İkincisine hata, Üçüncüsüne ise tercih denir”

– Dostoyevski

Biz ülke olarak kaç üçüncüleri yaşıyoruz…

AHUNBAY BİLİM KURULUNDAN İSTİFA ETTİ

Nezih Başgelen

Arkeolog, Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Yöneticisi

Ayasofya’ya yüksek tonajlı araçların ve iş makinelerinin sokulması üzerine kamuoyunda her geçen gün dalga dalga yükselen tepkiler üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı basın açıklamasında bu konunun Ayasofya Bilim Kurulu’nun sorumluluğunda olduğunu ve onların kararı doğrultusunda bu uygulamaların yapıldığını belirtti. Bunun üzerine herkesin ilgisi Ayasofya’ya büyük tonajlı kamyonların girmesinden sorumlu tutulan bilim kurulunda yer alan üyelerin kimler olduğuna odaklandı. Ben de Ayasofya ile ilgili bu bilim kurulunu oluşturan üyelerin kimler olduğunu öğrenmek için “https:// ayasofyaikebircamii.gov. tr/bilim-kurulu/” sayfasına baktım.

YETKİN BİLİM İNSANI…

Ayasofya’da olan bitenler ve kurul kararları hakkında bilgi almak için kurulu oluşturan kişiler arasında yıllardır yakından tanıdığım Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ı telefonla aradım. Alanında ülkemizin saygın ve yetkin bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay gördüğü lüzum üzerine Ayasofya Bilim Kurulu’ndan yaklaşık bir yıl önce istifa ettiğini söyledi. Halen bu bilim kurulunda yer almadığını ve ayrılmış olduğunun bilgisini de ilgili kamuoyuyla da paylaşabileceğimizi de belirtti. Öte yandan bilim kurulunu oluşturan uzmanlara baktığımda aralarında Ayasofya konusunda bir arkeoloğun bulunmamasını da bir arkeolog olarak çok yadırgadım. Oysa İstanbul’un sur içi kent arkeolojisi açısından Ayasofya’nın ne denli önemli bir geçmişi olduğu tüm dünyaca bilinmekte ve bu konudaki bulgular ilgili bilim çevrelerince yakinen izlenmektedir.

‘NOTRE-DAME’IN KAPISINA AĞIR TONAJLI ARAÇ BİLE’

Ahmet Güneştekin sosyal medyada yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

“1890 yıllık Pantheon’un restorasyonunda içeri tek bir makine bile girmedi.

864 yıllık Notre-Dame’ın yangın sonrası onarımında ağır tonajlı bir araç bırakın içeri girmeyi, eşiğine yaklaşmadı.

800 yıllık Chartres ve Canterbury katedrallerinde elektrikli taşıyıcıyı bile kapıdan içeri sokmazlar. 1000 yıllık San Marco Bazilikası’nda mozaiklerin yanına akülü tornavida yaklaştırmak suçtur.

1350 yıllık Kubbetü’s-Sahra ve 1700 yıllık Kutsal Kabir için “ağır makine” düşüncesi dahi kültürel bir felakettir.

Ve 600 yıllık Topkapı Sarayı’nda iç avlulara yüksek tonajlı ekipman sokmak kesinlikle yasaktır.

Çünkü dünyanın hiçbir büyük kültür mirası, restorasyonunda iç mekâna iş makinesi almaz.

Bu, koruma biliminin, mühendisli ğin ve insanlığın ortak kültürel aklın tartışmasız ilkesidir.

Üstelik, yüksek tavanlı tarihi yapı larda iskeleler her zaman halat sis – temleri, modüler ahşap/çelik kurgular ve elle taşınan hafif aletlerle kurulur; tonajı yüksek bir aracın içeri girmesi hem teknik olarak gereksizdir hem de koruma etiğine tamamen aykırıdır.

Ve tam da burada yıllardır söylediğim gerçeği bir kez daha hatırlatıyorum:

Bu ülkede hâlâ bir kültür-sanat politikası oluşmadı, çünkü kültür demokratik değildir.

Kültür, çoğunluk hevesiyle değil, bilgelikle, hafızayla, gelenekle ve ev rensel ilkelerle korunur.

Ayasofya’ya iş makinesi sokmak, sadece zemini ezmek değildir; bu ülkenin kültür bilincini, hafızasını ve kendi uygarlık iddiasını ezmektir.”