Deniz Berktay ile Kuzeyden Notlar: Kafkasya’da kırılgan zemin
Şimdilerde Güney Kafkasya’da Azerbaycan’la Ermenistan’ın yeni bir düzen kurup kurmayacağı tartışılıyor. Oysa ki Güney Kafkasya’nın kaderi sadece bu iki ülkeye değil, pek çok küresel oyuncuya bağlı.
Geçen hafta, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Birleşik Arap Emirlikleri’nde aracısız, doğrudan ilk görüşmelerini gerçekleştirdi. İki lider, bundan sonra da bu formatta görüşmeye devam kararı aldı. Görüşmeler, sadece sınır güvenliği konusunu değil, Azerbaycan’ın ana bölümü ile Nahçıvan Özerk Bölgesi arasında yer alan ve Ermenistan’ın elinde bulunan Zengezur Koridoru’ndan kara ve demiryolu bağlantısı konusunu da içeriyor. Bu alanda bağlantının sağlanması, hem Nahçıvan’ın Azerbaycan’la hem de Türkiye’nin Azerbaycan’la ilişkilerini yoğunlaştıracak.
Ne var ki Ermenistan’ın, Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kalan bu bölgesi bilindiği üzere güneyden İran’la sınırdaş. Bu bölgedeki daracık Ermenistan toprağı, İran’ın Türkiye ve Azerbaycan’a bağlı kalmadan kuzeye açılmasına imkân veriyor. Dolayısıyla bu daracık koridorun denetimi, pek çok ülke açısından önem taşıyor.
‘ABD’DEN ZENGEZUR TEKLİFİ’
Rusya yönetimi, Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki bu müzakerelerden memnuniyet duyduğunu söylese de (Bunu Putin’in sözcüsü Dmitriy Peskov, kendisine gelen bir soruya tek cümlelik yanıtıyla geçiştirircesine ifade etti.) Moskova’nın bu gelişmelerden kaygı duymaması mümkün değil. Çünkü birincisi, Rusya’nın Ukrayna’da batağa saplanmasından yararlanan Azerbaycan’ın Karabağ’ın tamamını geri alması sonucunda Rusya’nın Güney Kafkasya’da Ermenistan’la Azerbaycan arasında hakemlik yapma olanağı ortadan kalktı. Şimdiki müzakerelere “hakemsiz görüşmeler” dense de aslında burada geri planda Avrupa Birliği ile ABD duruyor. İkincisi ve bunun kadar önemlisi, çeşitli Amerikan yayın organları, Trump yönetiminin Zengezur Koridoru’nun idaresinin bir ABD firmasına verilmesini teklif ettiğini ve bu konunun taraflarca görüşüldüğünü duyurdu. Rusya’nın kendi arka bahçesi olarak gördüğü, İran’ın ise kuzeyde nefes aldığı nokta olan bu koridorda ABD’nin varlığı, ne Rusya’nın ne de İran’ın arzu edebileceği bir durum. Yakın geçmişte hayal bile edilemeyecek bu gelişmeler, Rusya’nın Ukrayna’da batağa saplandığı, İran’ın ise İsrail’le savaş sonucunda güç kaybettiği şartlarda meydana geliyor.
PAŞİNYAN ZORDA
Ne var ki bu durum, Rusya’nın Güney Kafkasya’da çaresiz olduğu anlamına gelmiyor. Önceden de yazdığımız üzere Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın kamuoyu desteği, yüzde 10’larda. Paşinyan’ın bu kadar destek kaybetmesinin en önemli bir nedeni, Azerbaycan’ın 2023’te bütün Karabağ’ı geri alması, Ermenilerin burada kurduğu sözde devletin yöneticilerinin Azeri kuvvetlerine tutsak düşmesi ve Paşinyan’ın bu konuda bir şey yapmadığının düşünülmesi, 100 binden fazla Karabağ Ermenisinin Ermenistan’a göçmen olarak gitmesi ve bütün bunların karşılığında Ermenistan’ın Azerbaycan’dan hiçbir şey alamamış olması. Bunlar, Ermenistan’da milliyetçi hareketlerin hükümete karşı mücadelesine mükemmel zemin sunuyor. Paşinyan yönetimi de kendisine karşı çıkabilecek bu güçleri etkisizleştirme çabasında. Kiliseyle arasındaki kavgayı ayrıntılı olarak iki hafta önce “sünnetli siyaset” başlıklı yazımda belirtmiştim. Geçen hafta da radikal milliyetçi Taşnaksütyun Partisi’ne üye yedi kişi, terör eylemi hazırladıkları gerekçesiyle tutuklandı. Gelecek hazirandaysa parlamento seçimleri var. Paşinyan’ın kendi kamuoyuna “Şunları verdik ama bunları aldık” diyebilecek bir kazanım gösterememesi, hem onun iktidarının hem de Güney Kafkasya’da kurulmaya çalışılan yeni düzenin sonunu getirebilir. Önümüzdeki haftalarda yazmaya devam edeceğimiz üzere önümüzdeki bir yıl, Baltık devletleri ve Belarus’tan başlayıp Ukrayna ve Karadeniz’den geçerek Güney Kafkasya ve Hazar’a ulaşan hat üzerinde pek çok gerilime gebe.