Gece nöbetinde emekliler: Türkiye’de yaşlılığın bedeli
“Yetmiş bin lira eve giriyor ama yine geçinemiyorum. Altmış dokuz yaşındayım, hâlâ gece nöbetindeyim. Bu yaştan sonra kim çalışmak ister ki? Mecburiyetten çalışıyoruz.”
69 yaşındaki Umut Gözcü, 2003’te bankadan emekli olduğunda hayatının böyle devam edeceğini düşünmemişti. 26 yıl güvenlik görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekliliğin bir dinlenme dönemi olmasını ummuştu. Ancak bugün hâlâ İstanbul Bebek’te bir evde gece güvenlik görevlisi olarak çalışıyor.
“Akşam giriyorum, sabah çıkıyorum. 12 saat değil, çoğu gün daha fazla ayaktayım” diyerek içinde bulunduğu koşulları anlatıyor.
Umut Gözcü’nün sözleri Türkiye’de emeklilikten sonra yeniden çalışma zorunluluğunun neden hızla arttığını özetliyor. Geçinemediğini anlatırken fiyatları tek tek sayıyor: Üzümün kilosu yüz elli lira, limon iki yüz elli, yumurta yedi lira. “Bir kahvaltılık bile lüks oldu” diye ekliyor. Mutfak masraflarından, faturaların kabarmasından ve evde artan ekonomik yükten söz ederken sesi yükseliyor. “Sağlık kalmadı ama eve para girmesi lazım. Çalışmazsam ev dönmüyor.”
Emekliler neden hâlâ çalışıyor?
Umut Gözcü, 9 bin 600 gün prim ödemiş bir çalışan. Emekli aylığı bağlandığında 460 lira aldığını, o dönem asgari ücretin 226 lira olduğunu anlatıyor. Şu an ise asgari ücrete yakın bir aylık aldığını söylüyor. Emekli aylığı ve çalıştığı işten elde ettiği toplam gelir yaklaşık 70 bin lirayı buluyor; ancak bu tutarın dört kişilik bir haneyi geçindirmeye yetmediğini anlatıyor. Torunlarına destek olmaya çalıştığını, aile içinde bağımlılık sorunları nedeniyle ek yük hissettiğini, faturaların ve gıda masraflarının her ay arttığını dile getiriyor.

Gıda enflasyonu Türkiye’de hayat pahalılığının en önemli sebeplerinden biriFotoğraf: Diego Cupolo/NurPhoto/picture alliance
“Doğal gaz 2 bin lirayı geçti, elektrik 800. İnternet olmuş 800. Eve giren para, eve girdiği anda yok oluyor. Faturaları geçtim, artık kahvaltı nasıl girecek onu düşünüyoruz” sözleri ekonomik baskının derinliğini ortaya koyuyor.
Gözcü’nün hikayesi bir istisna değil; Türkiye’de yaşlı nüfus, giderek ağırlaşan ekonomik koşullar nedeniyle hızla yeniden çalışma hayatına dönmek zorunda kalıyor.
Mahallesindeki emeklilerin çoğunun çalıştığını, bazıların iki işe birden girdiğini, bir kısmının perişan halde yaşadığını söyleyen Gözcü, “Herkes sessiz, herkes kabullenmiş gibi. Sanki başka bir seçenek yokmuş gibi duruyorlar” diyor. Bu sessizliğin toplumda bir kader duygusuna dönüştüğünü, insanların “mecburiyet” halini kanıksadığını düşünüyor.
Emekli öğretmen Demir de gece nöbetinde
İstanbul’da yaşayan yetmiş yaşındaki öğretmen emeklisi Mehmet Demir (isim talebi üzerine değiştirilmiştir) de benzer bir mücadelenin içinde.
2021’de emekli olduktan sonra, kısa bir süre, çalışmadan yaşayabileceğini düşünmüş ancak bankalara olan borçları ve aile içi sağlık sorunları onu yeniden iş aramaya zorlamış. Yaklaşık altı aydır inşaat malzemesi satan bir firmada gece bekçisi olarak çalışıyor.
Demir, aldığı emekli aylığının birçok kişiye göre yüksek olduğunu, ortalama emekli aylığının 19 bin lira civarındayken kendisinin 35 bin liraya yakın bir aylık aldığını söylüyor. Buna rağmen ay sonunu getiremediğini ifade ediyor.
Demir’in sözleri, yaşlı nüfusta derinleşen geçim baskısını açıkça gösteriyor.
Üç kişilik bir aile olduklarını, eşinin çalışmadığını; 49 yaşındaki oğlunun sağlık sorunları nedeniyle bakım ve harcama yükünün arttığını anlatıyor.
70 yaşında gece mesaisi yapmanın zorlukları sorulunca, sesi sakinleşiyor: “Tabii ki zor. Sağlık sorunlarım var ama borçlar var, oğlumun rahatsızlığı var. Mecburum.”

Türkiye’de yaşlı nüfus emekli aylıkları ile geçinememekten şikayetçiFotoğraf: John Wreford/SOPA Images/Sipa USA/picture alliance
Demir de Gözcü gibi “zaten ortada olan koşulların kimse için bir sır olmadığını” söylüyor: “Tek değilim. Benim gibi çok kişi var. Türkiye’de emeklinin durumu belli.”
Veriler iki hikayeyi doğruluyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus 9 milyon 112 bin 298 kişi. Bu, toplam nüfusun yüzde 10,6’sına karşılık geliyor.
TÜİK’in 2023 işgücü istatistikleri, bu yaş grubundaki her 100 kişiden yaklaşık 12’sinin hâlâ çalıştığını gösteriyor. Erkeklerde oran yüzde 20’ye yaklaşırken kadınlarda yüzde 6 seviyesinde. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre ise 2024 yılında 2,1 milyon emekli çalışmaya devam ediyor. Bu kişiler ya emekli aylığı düşük olduğu için ek iş buluyor ya da kayıt dışı çalışarak gelirini artırmaya çalışıyor.
Yoksulluk verileri tabloyu daha da ağırlaştırıyor. TÜİK’e göre 65 yaş üstü nüfusun yüzde 23,3’ü “yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında”. Tek başına yaşayan yaşlı sayısı 1 milyon 750 bin 900 ve bu grubun yüzde 74’ünü kadınlar oluşturuyor. Yaşlı kadınların üçte birinin kendi geliri yok.
Umut Gözcü ve Mehmet Demir, verilerin anlattığı bu tabloyu doğrudan yaşıyor.
Gözcü, “Yıllarca prim ödedim. Bu maaş babalarının sadakası değil. İnsanlar bunu kabullenmiş gibi davranıyor ama gerçek bu değil” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Çalışan yaşlılar ağır ve riskli işlerde
İşgücü istatistiklerine göre 2023’te çalışan 65 yaş üstü nüfusun yüzde 57,7’si tarımda, yüzde 32,1’i hizmetler sektöründe, yüzde 7,3’ü sanayide, yüzde 2,8’i ise inşaat sektöründe istihdam ediliyordu. Bu dağılım, yaşlı işçilerin fiziksel yükün ve güvencesizliğin en yoğun olduğu sektörlerde çalışmak zorunda kaldığını gösteriyor.
Gözcü’nün gece güvenlik görevlisi, Demir’in ise gece bekçisi olarak çalışması, yaşlıların sıklıkla yöneldiği uzun saatli, riskli ve düşük güvenceli işlerin görünür örnekleri.
İş cinayetlerinde yaşlı işçiler görünmez kalıyor
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin 2025 Ekim raporu, yalnızca bir ayda 65 yaş ve üzeri 14 işçinin iş cinayetlerinde öldüğünü gösteriyor. Aynı rapora göre 50-64 yaş arası ise 46 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Tarımda traktör devrilmeleri, küçük işletmelerde düşme ve sıkışma olayları, uzun mesailer ve yetersiz iş güvenliği yaşlı işçiler için ölümcül sonuçlar doğuruyor.
Son haftalarda Mardin, Manisa, Aydın ve Konya’da 65 ile 78 yaş arasındaki çiftçilerin traktör devrilmesi sonucu öldüğü haberleri basına yansıdı. Bursa’da yaşlı bir işçi atölyede düşerek hayatını kaybetti; Kocaeli Dilovası’ndaki kaçak işletme yangınında ileri yaştaki çalışanlar yaşamını yitirdi.

Türkiye’de yaşlı nüfus geçimlerini sağlayabilmek için emeklilik hayallerini ertelemek zorunda kalıyorFotoğraf: Ozan Kose/AFP
İSİG’in 2024 raporu, 65 yaş üstünde en az 96 işçinin geçen bir yılda iş cinayetlerinde öldüğünü ortaya koyuyor.
Gözcü ve Demir için bu risk görünür bir gerçek. Gözcü, “Sağlık kalmadı ama bırakınca ev dönmeyecek” derken Demir, “Borç var, oğlum rahatsız. Mecburum” diyerek benzer bir zorunluluğu dile getiriyor.
Emeklilik bir varış değil, geri dönüş
Gözcü ve Demir’in anlattıkları, Türkiye’de yaşlılığın neden giderek bir geçim mücadelesine dönüştüğünü açıkça gösteriyor. Emeklilik maaşlarının düşüklüğü, artan yaşam maliyetleri, bakım yükleri ve güvencesiz iş yapısı birleşince emeklilik çoğu kişi için yeni bir çalışma dönemine dönüşüyor.
“Benim gibi yüzlerce, binlerce kişi var” diyor Gözcü: “Herkes aynı döngünün içinde. Emeklilik dediğin bu olmamalıydı.”








