Türkiye’nin geçen yıl çıktığı gri listeden sonra yaptığı uygulamalar denetlenecek: Ekonomi ‘gri’ sınavda
Türkiye gri listeden çıkmış olsa da denetim süreci bitmedi. Mali Eylem Görev Gücü (FATF) bu kez sahada. Heyet, Ankara ve İstanbul’da karapara aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele uygulamalarını inceleyecek. Ekonomistlere göre bu ziyaret, hükümetin uluslararası alanda ekonomik güven ve hukuk devleti mesajını ne ölçüde somutlaştırabildiğinin de sınavı olacak.
OECD bünyesinde mali suçlarla mücadelede ülkelerin performanslarını değerlendiren Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF), temel misyonu, karapara aklamanın uluslararası alanda önlenmesi. Kurumun oluşturduğu gri liste üç yılda bir açıklanıyor.
Türkiye’yi 2021 yılında “gri liste”ye almıştı. FATF, o dönemde Türkiye’nin özellikle kara para aklama suçlarından elde edilen gelirlerin izlenmesi, şeffaflık standartlarının güçlendirilmesi ve terörün finansmanına karşı finansal kurumların etkin denetimi alanlarında ciddi eksiklikler bulunduğunu belirtmişti. Bu adım, Türkiye’nin uluslararası finans sistemiyle ilişkilerinde güven sorunu yaratmış, yabancı yatırımcı nezdinde risk algısını artırmıştı.
Türkiye 2022’den itibaren mevzuatta düzenlemelere gitti. MASAK’ın yetkileri genişletildi, kripto varlık platformlarına yönelik lisanslama ve denetim hazırlıkları başlatıldı, finansal kuruluşların yükümlülükleri yeniden tanımlandı. 2023’teki son rapora bakıldığında Türkiye 40 tavsiyeyi kapsayan teknik uyum değerlendirmesinde çoğu alanda “büyük ölçüde uyumlu” ya da “uyumlu” bulunmuş olsa da sanal varlıklar alanında “kısmen uyumlu” notunu aldı. Haziran 2024’te ise Türkiye FATF’nin “artırılmış izleme süreci”nden çıktı.
HER ADIM ATILMALI
Geçen hafta FATF heyetinin bu bir yıllık süreçte atılan adımları değerlendirmek üzere Türkiye’ye geleceği açıklandı. Heyetin bu ay Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulunarak kamu ve özel sektör temsilcileriyle birebir görüşmeler yapacağı, finans, bankacılık ve sanal varlık düzenlemeleri ile teknolojik uygulamaları inceleyeceği belirtiliyor.
Ekonomist İris Cibre, Türkiye’nin yeniden gri listeye girmemesi için özel bir çaba gösterildiğini belirtiyor ve şu yorumu paylaşıyor: “Bu listeye girilmesi, yabancı yatırımcı açısından hem doğrudan hem portföy olarak rahatsızlık yaratan bir ortam oluştururken ülke kredibilitesi açısından da büyük olumsuzluk yaratıyor. Listeye geri girmemek için her adım atılmalı. Son dönemdeki operasyonlara da bu gözle bakılabilir.”
Prof. Sinan Alçın da bahis ve şike soruşturmaları ile Borsa İstanbul’da ortaya atılan manipülasyon iddialarına ilişkin incelemelerin, mali suçlara karşı aksiyon alındığını gösterme amacı taşıdığını belirtiyor. Alçın, “Uluslararası yatırımlara uygunluk için mali suçlarla bağlantılı alanlarda mevzuat ve uygulamanın yeterli düzeyde test edilmesi gerekiyor.”
Ekonomist Arda Tunca ise Türkiye’nin uluslararası finans sisteminde gri listeyle gündem olmasının başlı başına düşündürücü olduğunu vurguluyor: “Asıl konuşulması gereken, neden bu tür listelere girildiği ve ekonomik güvenin neden kalıcı olarak tesis edilemediğidir. Kısa vadeli sermaye girişlerine değil, üretim, hukuk ve kurum temelli bir istikrar vizyonuna yönelmedikçe bu tartışmalar arasında sıkışmaya devam edilecek.”








