Vietnam’dan Gazze’ye insanlık suçları…
Laura Poitras (1964, Boston) sesine her zaman kulak verilmesi gereken, çok kimlikli, cesur bir sanatçı. Araştırmacı gazetecilik geleneği ve titizliğiyle gerçekleştirdiği belgesel filmleriyle, küresel siyaseti ve ekonomiyi ellerinde tutan büyük güçleri (başta Beyaz Saray ve uluslararası kapitalizm…) rahatsız eden, cesur ve kararlı, dört dörtlük bir kadın aktivist. Bu nedenlerle de ülkesi ABD’de gizli servisler tarafından adım adım izlenen “sakıncalı” bir isim…
La Mostra’da da çalışmaları dikkatle izleniyor ancak burada tam tersine, bol bol alkışlanıyor ve ödüllendiriliyor…
‘ÖRTBAS ETMEK’
Üç yıl önce, “All the Beauty and the Bloodshed” (Tüm Güzellikler ve Dökülen Kanlar) ile Altın Aslan ödülünü alan Laura Poitras, bu önemli ödülün ikinci kez bir belgesele verilmesini sağlayan isim olarak da Venedik Festivali tarihinin önemli sayfalarından birine imza atıyordu.
Bu kez, yarışma dışı sunulan “Coverup” (Örtbas Etmek) adlı son belgeseliyle, Amerikan askerlerinin Vietnam’da işlediği savaş suçlarından, İsrail ordusunun bugün Gazze’de giriştiği soykırıma dek giden yolun kara sayfalarını açıyor. Aralarında Başkan Nixon’u istifaya götüren Watergate skandalı ve Irak’ta, Ebu Gureyb hapishanesinde yapılan işkencelerin de bulunduğu bu gizli devlet şiddetini ve yalanlar zincirini, söz konusu süreçleri bire bir izleyerek araştıran ve siyasi iktidarın gizlemeye çalıştığı tüm gerçekleri, kamu oyuna yansıtmayı başaran ünlü gazeteci Seymour Hersh’in (1937, Chicago) ağzından aktarıyor Laura Poitras. Kararlı ve dirençli cesur gazeteci Seymour Hersh’in karşılaştığı zorlukları, verdiği savaşımları belgeleriyle önümüze seren, bu ciddi, önemli belgesel filmin tüm dünya televizyonlarında gösterilmesi gerekmez mi? Tabii ki gerekir, hatta defalarca; özellikle de gazetecilik okullarında!
Ne yazık ki tam da bu nedenle, hem çok az ülkede, hem de izleyici çoğunluğunun uyuduğu saatlerde gösterilecektir kuşkusuz. Adı üstünde zaten: “Örtbas Etmek”, örtbas edilmesi gereken bir film. Dünyamızın büyüklerine ihanet eden, haddini bilmeyenlerin hazırladıkları bir paçavra değil de nedir?
KIRMIZI HALI IŞILTISI…
Gelin de insanlardan umudunu kesmiş gibi gözüken, filmlerinde hayvanları daha fazla seviyor ve bağışlıyor görünen Yorgos Lanthimos’a, bir noktada hak vermeyin….
Bu arada, tüm ülkelerin televizyon kanallarında, -hatta en ciddilerinde bileVenedik Festivali kırmızı halılar üzerinde boy gösteren yıldız oyuncuların görüntülerine indirgenmekte…
Kırmızı halı uyuşturucusu, günlük yaşamın çilesinden bunalmış insanlar için, anlık da olsa, kolay bir kaçış yolu değil mi? Haberler ardından gelecek olan diziler de aynı işlevi görmüyor mu?
Parlak görüntülere yansıyan şık giyimli oyuncular arasında kimler yok ki? Birkaç adla yetinelim: Kate Blanchett, Emma Stone, Julia Roberts, George Clooney, Tilda Swinton, Willem Dafoe…
Bu arada, Paolo Sorrentino’nun açılış filmi “LaGrazia”nın, (Af) başarılı oyuncusu Toni Servillo’nun fotoğrafları, İtalya basını dışına pek fazla sarkmadı bile. Halbuki, Servillo’nun ödül alma şansı Clooney’den daha yüksek…
Bu durumda, yönetmenlerin görüntülerini zaten pek kullanmayan magazin basın için, Laura Poitras’ın fotoğrafının ne önemi olabilir ki ?